Hanau saldırısında hayatını kaybeden Fatih Saraçoğlu anısına Regensburg’da oluşturulan geçici anma alanının kalıcı hale getirilmesi istendi.
Regensburg’da son haftalarda Schwanenplatz’da, kentte uzun süredir eksikliği hissedilen bir alan ortaya çıktı: Hafızayı görünür kılan kamusal bir mekân. Bu alanın merkezinde ise Regensburg’da büyüyen ve 2020 yılında Hanau’daki ırkçı saldırıda katledilen genç bir adamın, Fatih Saraçoğlu’nun adı yer alıyor.
Yeni oluşturulan alan, Fatih’in ailesi Hayrettin ve Derya Saraçoğlu ile birlikte ziyaret edildi. Aile için burası yalnızca sanatsal bir yerleştirme değil; kardeşlerinin anısını kamusal alanda kalıcı hale getirmek adına gerekli bir adım olarak görülüyor.
Fatih Saraçoğlu (1985–2020), Regensburg ile derin bağlara sahipti. Burada okula gitti, eğitimini tamamladı, ailesi ve dostlarıyla burada yaşadı. Destekçileri, “O bu şehrin bir parçasıydı” ifadelerini kullanıyor. Bu nedenle, onu hatırlatan kalıcı bir mekâna ihtiyaç olduğu vurgulanıyor.
Fatih Saraçoğlu’nun doğduğu yer olan Çorum’un İskilip ilçesinde yıllar önce adına bir sokak verildi. Hayatının büyük bölümünü geçirdiği Regensburg’da ise hâlâ kalıcı bir anma mekânının bulunmaması eleştiriliyor.
Mevcut yerleştirme, Neuer Kunstverein Regensburg’un girişimiyle hayata geçirildi. Aileyle yapılan görüşmeler sonucunda, “Kunsthaltestelle” projesi kapsamında “Fatih-Saraçoğlu-Platz” yazılı bir tabela yerleştirildi. Enstalasyona ayrıca akustik bir unsur da eşlik ediyor: Derya Saraçoğlu tarafından yazılan “In der Sprache des Mörders” adlı şiir, her 30 dakikada bir alanda yankılanıyor.
Sanatçı Jonas Höschl, bu müdahaleyi hafıza kültürü, toplumsal sorumluluk ve çoğulcu bir toplumda birlikte yaşam üzerine düşünmeye davet olarak tanımlıyor.
Ancak eleştiriler de tam bu noktada başlıyor: Yerleştirmenin yalnızca üç aylık geçici bir süre için planlandığı belirtiliyor.
Birçok kişiye göre bu yeterli değil. Hanau saldırısının üzerinden altı yıl geçmesine rağmen Regensburg’da Fatih Saraçoğlu için hâlâ kalıcı ve onurlu bir anma mekânı bulunmuyor. Ailenin yıllardır dile getirdiği taleplerin yanıtsız bırakıldığı, dönemin belediye başkanının verdiği sözlerin ise yerine getirilmediği ifade ediliyor.
Yakınları bugün hâlâ mezar taşı yerleştirilmesini, bir sokağa Fatih Saraçoğlu’nun adının verilmesini ve kalıcı bir anma plaketinin oluşturulmasını bekliyor.
Ailenin ifadeleri ise dikkat çekiyor:
“Sessizliğin ne kadar gürültülü olabileceğini bilmiyorduk.”
Eleştirilere göre bu sessizlik, sorunun bir parçası hâline gelmiş durumda.
Yazar ve aktivist Mutlu Koçak — aynı zamanda aile ve projenin destekçilerinden biri — Almanya’daki birçok şehirde hâlâ sömürge suçları ya da otoriter rejimlerle ilişkilendirilen tarihî şahsiyetlerin isimlerinin sokaklarda yaşatıldığına dikkat çekiyor. Bu isimler kent hafızasında kalıcı biçimde yer alırken, sağcı şiddet mağdurlarının anılması ise çoğu zaman geçici kalıyor ya da tamamen yok sayılıyor.
Bu nedenle talep net:
Fatih-Saraçoğlu-Platz kalıcı olmalıdır.
Bunun ötesinde, kamusal hafıza anlayışında köklü bir değişim çağrısı da yapılıyor. Faillerin isimlerinin kamusal alandan kaldırılması, mağdurların isimlerinin ise görünür ve kalıcı biçimde yaşatılması gerektiği vurgulanıyor.
Kesin olan bir şey var:
Fatih Saraçoğlu Regensburg’a aittir — sadece üç ay için değil, sonsuza kada



