Almanya’da Max Planck Topluluğu tarafından desteklenen ve dokuz yıldır sürdürülen bağımsız tarihi araştırma projesi sonuçlandı. Berlin ve Münih’teki arşivlerde bulunan doku örnekleri üzerine yürütülen kapsamlı inceleme, Nasyonal Sosyalizm döneminde “ötenazi” adı altında katledilen ve zulme uğrayan yüzlerce kişinin beyin örneklerinin bilimsel araştırmalarda kullanıldığını ve bu durumun İkinci Dünya Savaşı sonrasında da onlarca yıl sürdürüldüğünü resmen ortaya koydu.
Tarihçiler, Berlin-Buch’taki Kaiser Wilhelm Beyin Araştırmaları Enstitüsü ile Münih’teki Alman Psikiyatri Araştırma Enstitüsü arşivlerinde en az 1.356 kurbanın beyninin bulunduğunu tespit etti. Araştırma sonuçlarına göre, tıbbi deney ve incelemelerde kullanılan bu kurbanların 647’sini—neredeyse yarısını—on yaşın altındaki çocuklar oluşturdu. Belgelerin eksikliği nedeniyle gerçek kurban sayısının açıklanan verilerin çok daha üzerinde olabileceği kaydedildi.
Söz konusu örneklerin yalnızca zihinsel engelli ya da psikiyatrik rahatsızlığı bulunan bireylerle sınırlı kalmadığı; Polonyalı, Fransız ve Belçikalı siviller, savaş esirleri, zorla çalıştırılan işçiler ve dönemin ceza mahkemelerince idam edilen muhaliflerin dokularının da enstitülere getirildiği belirlendi. Özellikle Julius Hallervorden’in oluşturduğu askeri koleksiyonda, aralarında kadınların da bulunduğu onlarca sivil kurbanın dokusunun yer aldığı tespit edildi.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri de savaş sonrası yaşanan kurumsal sessizlik oldu. Julius Hallervorden, Hugo Spatz ve Willibald Scholz gibi dönemin sorumlu bilim insanlarının 1945 sonrasında kurulan Max Planck Topluluğu bünyesinde engelsiz şekilde kariyerlerine devam ettikleri, elde edilen doku ve verilerle 1940 ile 1996 yılları arasında en az 84 bilimsel makale yayımlandığı ve bu mirasın uzun yıllar boyunca gizlendiği belgelendi.
Max Planck Topluluğu Başkanı Patrick Cramer, araştırma sonuçlarının kendilerini derin bir utançla doldurduğunu belirterek, bilimin insan onurunu hiçe saydığı bu karanlık geçmişle yüzleşme sorumluluğunu üstlendiklerini açıkladı. Münih Psikiyatri Enstitüsü bünyesinde henüz defnedilmemiş olan 139 kurbana ait doku kalıntılarının, aileler ve sivil toplum temsilcileriyle koordineli olarak Münih Waldfriedhof Mezarlığı’nda düzenlenecek törenle saygın bir biçimde defnedileceği bildirildi.
Projenin sonuçları, 20 Ekim’de Berlin Terörün Topografyası Dokümantasyon Merkezi’nde, 16 Kasım 2026’da ise Münih Nasyonal Sosyalizm Tarihi Dokümantasyon Merkezi’nde düzenlenecek panellerle kamuoyuna sunulacak.


