Almanya Ekonomi Bakanı Katherina Reiche’nin Ankara’ya gerçekleştirdiği resmi ziyaret, Berlin-Ankara hattında stratejik ortaklık tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Ziyareti değerlendiren SPD Federal Meclis Milletvekili ve Alman-Türk Topluluğu Başkanı Macit Karaahmetoğlu, Türkiye’nin Almanya açısından sadece ekonomik değil, jeopolitik açıdan da vazgeçilmez bir partner olduğunu vurguladı. Karaahmetoğlu, Batı’nın Türkiye ile ilişkilerde boşluk bırakmaması gerektiği uyarısında bulunarak, “Bu alanı Çin ya da BRICS ülkeleri doldurur” dedi.
Nitelikli İş Gücü Açığına Türkiye Formülü
Almanya’nın kronikleşen nitelikli iş gücü açığı ve yaşlanan nüfus sorununa değinen Karaahmetoğlu, çözümün yine Türkiye’de olduğunu belirtti. Türkiye’nin genç ve yüksek eğitimli nüfusuna dikkat çeken SPD’li vekil, iki ülke arasındaki köklü göç tarihinin büyük bir avantaj sunduğunu ifade etti:
“Türkiye ile daha güçlü iş birliği kurulması hem mantıklı hem de stratejik bir adımdır. Onlarca yıla dayanan göç geçmişi, aile bağları ve toplumsal ilişkiler sayesinde Türkiye’den gelen nitelikli çalışanların Almanya’ya uyumu, birçok ülkeye kıyasla çok daha kolay gerçekleşmektedir.”
“Ekonomik Ortaklık Koşulsuz Olamaz”
Ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini desteklemekle birlikte, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinden taviz verilmemesi gerektiğinin altını çizen Karaahmetoğlu, Berlin yönetimine de net mesajlar gönderdi. Türkiye’deki demokratik muhalefete yönelik baskıların ve basın özgürlüğü sorunlarının açıkça dile getirilmesi gerektiğini savunan Karaahmetoğlu, “Güçlü ekonomik ilişkiler istiyoruz; ancak demokratik standartlar ve temel haklar bu ilişkinin ayrılmaz bir parçasıdır” şeklinde konuştu.
Gümrük Birliği Modernizasyonu Stratejik Bir Koz
Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği’nin modernizasyonu konusuna da değinen Macit Karaahmetoğlu, bu sürecin karşılıksız bir avantaj olarak sunulmaması gerektiğini belirtti. Gümrük Birliği’nin Berlin ve Brüksel’in elinde önemli bir stratejik araç olduğunu ifade eden Karaahmetoğlu; basın özgürlüğü, siyasi çoğulculuk ve sivil toplumun güçlendirilmesi yönünde somut ilerlemeler kaydedilmesi şartıyla bu adımların atılması gerektiğini vurguladı.
Karaahmetoğlu, nihai hedefin Türkiye’nin Avrupa ile bağlarını güçlendirmek ve uzun vadede Avrupa ailesinin güçlü bir parçası olarak kalmasını desteklemek olduğunu sözlerine ekledi.



