Almanya’da son yılların en çok tartışılan politik kavramı olan “Rechtsruck” (Sağa Kayış), Türk kökenli Ekonomist ve Siyasi Analist İsmail Akpınar tarafından kapsamlı bir analizle mercek altına alındı. Akpınar’ın 2002–2025 dönemini kapsayan çalışması, Almanya kamuoyunda sıkça kullanılan bu kavramın önemli ölçüde yanlış yorumlandığını ortaya koyuyor. Analiz, Akpınar tarafından Almanca olarak steady.page/de/perspectiv adlı dijital platformda yayımlandı.
Akpınar’ın federal seçim sonuçları üzerinden hazırladığı grafikler, Almanya’daki parti sistemi içinde iki temel eğilimi gözler önüne seriyor:
- Sol bloktaki partiler uzun vadede belirgin bir gerileme yaşıyor.
2002’de çoğunluğu elinde bulunduran sol–sosyal demokrat çizgi, son yirmi yılda istikrarlı biçimde güç kaybetmiş durumda. - Sağ blokta ise dikkat çekici bir yükseliş söz konusu.
Ancak bu artış, geleneksel sağ partiler (CDU/CSU ve FDP) üzerinden değil, özellikle 2013 sonrası AfD’nin yükselişi ile ilişkilendiriliyor.
Akpınar bu tabloyu şöyle değerlendiriyor:
“Grafikler ve bilimsel araştırmalar çok açık: Almanya’da siyasi partiler sistemi açıkça sağa kayıyor ama buna rağmen toplum genelde sağa yönelmiyor. Ortada bir temsil krizi var.”
Akpınar’a göre asıl değişim, toplumun ideolojik tercihlerinden ziyade, partilerin konumlanmasındaki yapısal dönüşümden kaynaklanıyor.
Merkez Sağda Söylem ve Pozisyon Kayması
Analizin en dikkat çekici bulgularından biri, merkez sağ partilerin son yıllardaki politik dönüşümü. Almanya’nın önde gelen siyasal araştırma kuruluşlarından Friedrich-Ebert-Stiftung tarafından 2024’te yayımlanan kapsamlı çalışma, CDU/CSU ve FDP’nin özellikle göç ve kimlik politikaları alanında, geçmişte yalnızca radikal sağ aktörlerle ilişkilendirilen söylem ve pozisyonlara belirgin biçimde yaklaştığını ortaya koyuyor.
Akpınar’a göre:
“Bu değişim, sağa kayışın yalnızca AfD’nin yükselişinden değil, aynı zamanda merkez sağın özellikle göç ve kimlik politikalarında daha sağcı kavram ve pozisyonlara yönelmesinden kaynaklandığını gösteriyor. Sağ blok genişledikçe siyasal ağırlık noktası da sağa kayıyor.”
Bilimsel Araştırmalar “Toplum Sağa Kayıyor” Tezini Desteklemiyor
Akpınar sadece grafiklere değil, Almanya’daki saygın araştırma kurumlarının çalışmalarına da dayanıyor. Analizde özellikle Mitte-Studie 2024/25, Leipzig Autoritarismus 2024 ve Populismusbarometer 2020 gibi araştırmalar inceleniyor.
Bu çalışmaların ortak sonucu:
Alman toplumunun geniş kesimlerinde ideolojik bir sağa kayış yok.
Akpınar bu noktada net bir değerlendirme yapıyor:
“Almanya’da parti sisteminde bir sağa yönelim var; ancak bu, toplumun değerlerinin değiştiği anlamına gelmiyor. Araştırmalar, toplumun büyük çoğunluğunun hâlâ demokratik normlara bağlı olduğunu ve radikal sağa yönelik açık desteğin sınırlı kaldığını gösteriyor. Bu nedenle ‘Rechtsruck’ kavramı çoğu zaman açıklamaktan çok karmaşıklaştırıyor.”
“Almanya Demokrasisi Kritik Bir Eşikte”
Analizin sonuç kısmı, çalışmanın en çarpıcı bölümünü oluşturuyor. Akpınar, uzun vadeli yapısal sağa kayışın toplum sağcılaşmasa bile ciddi siyasal sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor:
“Siyasi partilerdeki sağa kayış zamanında durdurulmazsa, siyasi trend toplumsal gerçekliğe dönüşebilir. Bugün yaşadığımız şey toplumsal bir sağa kayış değil; sağa açılan bir temsil boşluğu. Bu boşluk, demokrasi için kritik bir eşiğe işaret ediyor.”
Akpınar’a göre özellikle CDU/CSU ve FDP gibi merkez sağ partiler ile SPD ve Yeşiller gibi merkez sol partilere önemli sorumluluklar düşüyor; özellikle göçmenleri dışlayan bir dilin terk edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Analist, asıl tehlikenin merkez sağ içinde bazı etkili isimlerin aşırı sağın dilini giderek normalleştirmesi olduğunu belirtiyor ve şu uyarıyı yapıyor:
“Demokrasi sadece kurumlarla değil, onu savunan siyasi aktörlerle ayakta durur. Merkez siyaset, aşırı sağın kavramlarını ödünç alırsa, bu eğilim uzun vadede tüm topluma, özellikle de ülkede yaşayan 25 milyon göçmene olumsuz olarak yansır.”
Tartışma Sandığımızdan Daha Derin
Akpınar’ın grafikler ve bilimsel verilerle desteklenen çalışması, Almanya’daki ‘Sağa Kayış’ tartışmasının yüzeyde göründüğünden çok daha derin olduğunu ortaya koyuyor. Toplumdaki değerler büyük ölçüde sabit kalırken, siyasal temsil haritası hızla değişiyor.
Akpınar’ın çağrısı ise net:
“Sorunu toplumda değil, siyasal temsil sisteminde aramalıyız. Almanya bugün bir dönüm noktasında; seçimler, söylemler ve siyasi pozisyonlar demokrasinin geleceğini belirleyecek.”



