Son günlerde Türkiye’de sosyal medyada yayılan videolar dikkat çekiyor. Konsolosluklardan pasaportlarını teslim alan vatandaşlar, pasaportlarını açıp Schengen vizesinin “gelip gelmediğini” kameraya kaydediyor. Kimisi sevinç gözyaşları döküyor, kimisi vize reddiyle yıkılıyor. Bu görüntüler kısa sürede binlerce, hatta milyonlarca kez izleniyor.
Ancak bu manzara, bireysel mutluluk ya da hayal kırıklığının ötesinde, Türkiye açısından ciddi bir itibar sorununu da gözler önüne seriyor.
Vize Kuyruklarında Bekleyen Bir Ülke
Bir ülkenin vatandaşlarının, başka ülkelere kısa süreli seyahat edebilmek için aylarca randevu beklemesi, yüksek harçlar ödemesi, banka hesaplarını, iş sözleşmelerini, özel hayatlarını belgelemek zorunda kalması; üstelik tüm bunların sonunda “keyfi” olarak algılanan ret kararlarıyla karşılaşması, normal bir durum değildir.
Bugün Türk pasaportu sahipleri, Avrupa’ya seyahat edebilmek için adeta bir sınavdan geçiyor. Sosyal medyada paylaşılan videolardaki sevinç, aslında bir başarının değil, zorlu ve aşağılayıcı bir sürecin sonunda alınan geçici bir iznin sevincidir.
Sosyal Medya Aynası: Acı Bir Gerçek
Bu videolar, farkında olunmadan Türkiye’nin geldiği noktayı da teşhir ediyor. Bir zamanlar Avrupa ile vize serbestisi konuşan bir ülkenin vatandaşları, bugün birkaç günlük Schengen vizesi için mutluluktan ağlıyor, reddedildiğinde ise kamera karşısında çaresizliğini paylaşıyor.
Bu durum, ne bireylerin hatası ne de kişisel bir tercih meselesidir. Sorun sistemiktir.
Dış politika, hukuk devleti algısı, demokrasi standartları ve uluslararası güvenilirlik gibi başlıklarda yaşanan gerileme, pasaportun gücüne doğrudan yansımaktadır.
Asıl Soru: Bu Noktaya Nasıl Geldik?
Eleştirilmesi gereken, vize alan ya da alamayan vatandaşlar değildir. Eleştirilmesi gereken, Türk pasaportunun son yıllarda neden bu kadar değersizleştiğidir. Neden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Avrupa kapılarında potansiyel “kaçak” muamelesi görmektedir? Neden bir akademisyen, bir iş insanı ya da bir öğrenci dahi vize reddi korkusu yaşamaktadır?
Bu sorular cevapsız kaldıkça, sosyal medyadaki o videolar artmaya devam edecektir.
Bir Sevinç Değil, Bir Uyarı
Schengen vizesi alan bir vatandaşın sevinci anlaşılabilir. Ancak bu sevinci normalleştirmek, hatta teşvik etmek, ülke adına düşündürücüdür. Çünkü bu videolar, aslında bir başarı hikâyesi değil; bir ülkenin vatandaşlarının ne kadar zor durumda bırakıldığının belgesidir.



